Oktay Çomak Yazılar

Yakın çevrem bilir istatiskleri çok seven biriyim. Bir çok olayda istatiskleri araştırır inceler kendi kafam da yorumlamaya çalışırım. Tabi konu bilgisayar ve internet olunca bu iş daha da ilgi çekici hale geliyor. Yaklaşık 6-7 senedir tüm konuşmalarımı ve internet sörfümü kayıt altına alıyorum.
Bu işe o kadar önem veriyorum ki bir çok kez beni ipten bile aldığını söyleyebilirim.

Google sağolsun internetteki aramalarımdan tutun da girdiğim her sayfayı benim yerime büyük bir zevk ile kayıt altına alıyor. Tabi bir çok kullanıcının geçmişini kaydediyor fakat bunu bilen bilinçli kullanıcı sayısının çok olduğunu düşünmüyorum.

Yeni yılı girdiğimiz şu günlerde bir çok analiz firması yeni istatiskler açıklıyor. Bunlardan biri olan

  • İnternet World Stats (İnternet Dünyası İstatistikleri) kurumu da internet kullanım oranlarını açıkladı.

Bu rakamlara göre dünyada internet kullanımı 2010 yılına göre %14’lük bir artış kaydederek 1.9 milyara ulaşmış.

Blogum’da kolay kolay şunu izledim tavsiye ederim gibi yazılar yazmam. Fakat bu film için bir farklılık yapmak istedim. Rina Film’i sessiz sedasız çekilmiş ve kısa süreliğine gösterime girip çıkmış. Aslın da büyük şehirlerin birinde oturmuyorsanız sinema da izleme imkânınız bile yokmuş diyebiliriz. Bazı sinema salonlarında çok az gösterimde kaldığını öğrendim.

Okulların kurban bayramı tatiline girmeye başladığı şu günler de bizde kendi içimiz de hazırlıklar yapıp memlekete gitmeye hazırlanıyorduk. Ben diğer arkadaşlara göre daha erken gidecektim memlekete valizimi hazırladım zamanın gelmesini beklerken yan komşum,arkadaşım,dostum Deniz ile birer bardak çay eşliğinde muhabbet ediyorduk.
Öylesine kaptırmıştık ki kendimizi zaman çizelgemizi unuttuk konuşuyor.. susuyor… gülüyorduk… ama içimizde hep muhabbetimizin verdiği bir acı vardı. Ben ona anlatıyor, o bana anlatıyor birbirimizi dinlemekten mutlu oluyorduk….

Muhabbetimiz koyulaştıkça koyulaşıyordu ama ikimiz de birşeyin varkındaydık. Geçmiş bizi asla bırakmıyordu. Ne kadar çabalasak da geçmiş hep karşımıza çıkıyor diye üzüntümüzü paylaşıyorduk. Bıraksalar sabaha kadar anlatır birbirimizi dinlerdik herhalde yine suskunluğun hakim olduğu dakikalar da kapı çalıyor ve artık muhabbetimiz sona eriyordu.

Artık memlekete gitme vakti gelmişti tek başıma valizimi,çantamı alıyor yollara düşüyorum. Malesef ki o güzel şehrin İstanbul’un yol cefası çekilmiyor. Otogara gelmiştim,biletimi temin ettim valizimi yerleştirdim artık bir saatten az bir zaman vardı otobüse binecek yolcukuğuma başlayacaktım. Kendi kendime öylece durmuş kalabalığı seyrediyordum…

Dün benim için klasik bir cumartesi gecesi olacaktı. Yine tek başıma olduğum günlerdendi,uyumayıp nescafe ve fizzy eşliğin de çalışacak  sabaha karşı derin ve güzel bir uykuya dalıp öğleye kadar uyuyacaktım. Nitekim de öyle oldu işler sonlanmaya başladı,sabaha karşı artık uyumam gerektiğini düşündüm.

Yatağımı hazırladım laptopumu aldım yanıma hafif müzik eşliğin de derin ve sessiz bir uykuya dalmak istiyordum. Nedendir bilinmez sessiz ve karanlık uykuları çok seviyorum. Bu zamana kadar her şey istediğim gibi girmişti sanırım monotonluk bu olsa gerek diyordum kendi kendime. Fakat hesaba katmadığım birşey vardı.
Uyku hali diğer bir deyişle ölü hali. Uyuduktan sonra hiçbirşeyi kontrol edemiyordum,monotonluk da olsa hayatımı kontrol etmeyi seviyordum.

Neyse,

Odam karanlık laptopum susmuş ve gözlerim de bir insan taşıyormuş gibi ağırlık belirdi hafif hafif uykuya dalıyordum,bundan sonrasını ne kontrol edebiliyor nede müdahale edebiliyordum. Artık uyumuştum…

Sevgili ÖSYM tercih sonuçlarını açıkladı ve artık bizde üniversiteli oluyoruz. Sadece kayıtları düşüneceğiz tek derdimiz o diye hesap ederken. Evdeki hesap çarşıya uymadı şimdi ilk önceliğimiz ev oldu. Günlerdir oturduğum…

Web 2.0  – ilk olarak O’Reilly Media tarafından 2004 yılında kullanılmaya başlayan bir terim.

İkinci nesil internet hizmeti ve kullanıcı odaklı bir sistem olarak biliniyor. Web 2.0 ne demek ? Nasıl ve Nerelerde kullanılıyor bunları başlıklar halinde anlatmaya çalışacağım.Umarım sıkılmadan  okur ve web 2.0 hakkında fikir sahibi olursunuz…

Uzun süredir bloguma birşeyler yazamıyorum. Malum yaz sezonunda sıcakların artışı ile birlikte iş yoğunluğumuzda arttı,bundan sonra daha sık beraber olacağız inşallah.

2009.09.10 tarihinde 21:29 ‘da 4,5 şiddetin de merkez üssü Selçuklu/Sille ‘de deprem meydana geldi. Ortalama 7 saat sonra 2009.09.11 – 04:58 sıraların da 4,7 şiddetin de tekrarlanan sarsıntı Konya halkını müthiş bir paniğe sürükledi.

Depremin etkisi ile sersörlerin devreye girmesi elektirklerin kesilmesine ve cep telefonlarının çalışmamasına neden oldu.

cocuklar

Bugün akşam saatlerin de dalgın dalgın çalışmaya devam ederken bi anda kapının zili ile kendime geldim. Kalktım ve kapıyı açtım,karşımda henüz okul kıyafetleri üstünde duran pırıl pırıl 9,10 yaşların da iki ilk okul çocuğu duruyordu.

İlk söyledikleri kelime; “Çöpünüz boşaltılır,suyunuz doldurulur abi” bir anda irkildim acaba dedim bu çocuklar iş hanının yeni elemanları felan mı diye. Çocuklar hayırdır diye bir soru yönelttim ve suskun bir halde duran çocuklar çekingen bir tavırla anneler günü için annelerine hediye alabilmek için okuldan sonra iş yerlerinin kapılarını çalıp,kendi çaplarınca para kazanmayı hedeflemişler.

google internet reklamciligiPerşembe günü Google internet reklamcılığı gününe katılmak için Buğra ile yola koyulduk. Kadıköy’de Hasan Yaşar ve Tansel Akdan ile buluştuktan sonra,metrobüs ile Şişli’ye geçtik. Grand Cevahir Otel Kongre Merkezi ‘ne vardığımız da girişde kayıt bölümün de davetlilerin email adresleri ile kontrolünü yapıp yaka kartı verdiler.

Saat 09:30 gibi Google’un bizim için ayırdığı özel bölüm de kahvelerimizi içerken kapıların açılmasını bekliyor bir yandan da etrafı gözlemliyordum.  🙂 Saat 10:00 gibi salon açıldı ve salonda yerimizi aldık. Süper bir görsellik ve müthiş bir ses efekti vardı.